IBAN MAĞDURLARININ UYARLAMA YARGILAMASI VE ELEŞTİRİLERİMİZ
12. Yargı Paketi olarak tanıtılan 7589 sayılı torba yasa içerisinde beklenen kamuoyunun tabiriyle “IBAN mağdurları düzenlemesi” de yer almaktadır. Kamuoyuna tanıtılmasından sonra resmi gazetede yayımlanması beklenen yasa 31/07/2026 tarihi itibarıyla resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
İşbu yazımızda eski düzenlemeye ilişkin mevzuatı, torba yasayla getirilen yeni düzenlemeyi ve şu an yargılaması devam edenler (dosyası kesinleşmeyenler) ile dosyası kapalı olanlar (dosyası kesinleşenler) bu yeni mevzuatın lehe düzenlemesinden nasıl faydalanması gerektiğini gayet yalın bir dille herkesin anlayacağı şekilde izah edeceğiz.
Eski düzenlemede; Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 158 “Dolandırıcılık suçunun;… f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,… İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” şeklinde idi. Yani banka ve kredi kartını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmet sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları hesabını başkasına vermek fiiliyle sınırlı şekilde –basit anlatımla IBANını kiraya verenler- bu maddeden hüküm almaktaydı. Cezanın alt sınırı 4 yıldı tabi zarar giderme ve TCK 62 bağlamında takdiri indirimin uygulanması durumları haricinden bahsediyorum.
Yeni düzenlemede; Yasa koyucu sadece hesap-IBAN-ödeme hizmet sağlayıcısı bilgilerini bir başkasıyla paylaşmakla ve aracı olarak kullandırmakla yargılananların aldığı cezanın hakkaniyete aykırı düştüğü kanaatiyle yeni bir düzenleme ihtiyacı duydu. 31/07/2026 tarihinde Resmi Gazete’de 7589 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile IBAN mağdurları dediğimiz şüpheli-sanık ve hükümlülerle ilgili yeni bir düzenlemeye yer verdi. Bu düzenleme TCK’nın 158. Maddesine ek fıkra eklenerek 158/4’te “(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir." şeklindedir. Bu durumda eski uygulamaya göre yeni düzenlemede ½ indirim söz konusu olacaktır. Tabi özellikle geçmişte suç işlememiş olması ve zararı giderme durumunun varlığı halinde HAGB müessesinden faydalanmanın önü de ve/veya ½ koşullu salıverme ve denetimli serbestlik müesseleri uygulandığında cezaevine girdi-çıktı diye tabir edilen uygulamanın rahatlıkla uygulanmasına meyil verilmiş oldu. İfade edelim ki bu düzenleme sadece belirtilen eylemle sınırlı olarak cezada indirim sağlamaktadır. Tüm 158/1-(f)’den yargılanan ya da hükümlülerin cezalarında bir indirim söz konusu değildir.
· Peki bu yeni düzenleme yalnızca şu anda soruşturma ve kovuşturma (ilk derece mahkemesinde olanlar – istinaf aşamasında olanlar – temyiz/Yargıtay aşamasında olanlar) aşamasında olanların mı faydalanacağı bir düzenleme midir? Cevabımız hayır. Yasa koyucu yargılaması kesinleşmiş/bitmiş ve belirtilen eylemler nedeniyle hüküm altına alınmış hükümlülerin de bu yeni düzenlemeden istifade etmesini sağlayacak şekilde düzenleme yapmıştır. Tabi bu durumda ifade edebiliriz ki tüm 158/1-f’den hüküm kurulan dosyaların hangisi yeni düzenlemedeki eyleme uyuyor hangisi uymuyor bunun tespiti, dosyanın yeniden ele alınmasını gerektirdiği için tüm 158/1-f dosyalarının yeniden açılması ve infazın durdurulması ya da ertelenmesi gündeme gelecektir. (Cezaevlerinde aldığımız duyumlara göre Müddetnamesinde 158/1-f mahkumiyeti olan tüm hükümlülerin eylemine bakılmaksızın tespiti çalışması yapılmaktadır.)
· Peki ilk derece mahkemesince eski düzenlemeye göre ceza verilmiş olup İstinaf ya da Temyiz/Yargıtay aşamasında olan dosyaların akıbeti ne olacak? Bu dosyalar da bozulup yerel Mahkemesi’ne gönderilmek suretiyle yeniden ceza tayin edilecek. Buna ilişkin düzenleme 7589 Sayılı yasanın geçici 1. Maddesinin 6. Fıkrasında “…158'inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
· Peki cezası kesinleşmiş bir hükümlü yeni düzenlemeden nasıl faydalanacak? Bu işlemler mahkûmiyete sebebiyet verdiğinden re’sen uygulanmaya çalışılacaktır. Ancak tavsiyemiz hükümlünün kendisinin ya da müdafisinin(avukatının) uyarlama yargılaması başvurusunda bulunmasıdır. Çünkü daha hızlı sonuç almak ve hatasız şekilde süreçleri yürütmek için çok daha sağlıklı yöntem budur. İşbu uyarlama yargılaması başvurusunda bulunurken de kesinlikle ama kesinlikle infazın ertelenmesi ve/veya infazın durdurulması talep edilmelidir. Böylece uyarlama yargılaması yapılmasına karar verildiğinde infaz da durması gerekecek olup hükümlü lehine vaziyet ortaya çıkacaktır. İşte durum tam olarak burada yoğunlaşmakta ve düzenlemeye eleştiri getirmek zorunda kalmaktayız;
Yeni düzenlemede yasa koyucu 7589 sayılı yasanın geçici 1. Maddesinin 7. Fıkrasında “Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158'inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında Türk Ceza Kanununun 168'inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden kanunla 5237 sayılı Kanunun 158'inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Yani hükümlüye ihtar çekilerek zararı gidermediysen bu zararı 6 ay içinde gider diye ihtar çekilmekte(6 ay kesin süre, ihtardan sonra giderilmez ise etkin pişmanlıktan yararlanamıyor). Zararı giderene kadar da infazını durdurma demiş yasa koyucu. Basit tabirle; zararı gideren hükümlülerin uyarlama yargılamasında infazını durdur, zararı gidermeyenlerin uyarlama yargılamasında infazını durdurma ta ki zararı giderene kadar şeklinde ikili bir ayrıma gidilmiştir. Bu durum aslında uyarlama yargılaması mantığına ve felsefesinde ayrıca uygulamasına tamamen tezatlık oluşturduğundan bu düzenlemeye ciddi eleştiride bulunuyoruz, Şöyle ki:
Uyarlama yargılaması lehe olan yeni düzenlemeden istifade edilmesi demektir, cezanın kesinleşmediği manasına gelir. Eğer sadece zararı gidermedi diye infaz durdurulmazsa yine hakkaniyete aykırı vaziyetler doğacaktır. Hemen örnekle izah etmeye çalışalım: Eski düzenleme uyarınca zararı gidermeksizin TCK 158/1-f’den neticeten 4 yıl 2 ay ceza alan hükümlünün cezaevinde geçireceği yaklaşık süre 13 aydır(infaz yasasındaki özel düzenlenmelerin sarf-ı nazar ederek bahsedelim). 13 Ay sonra bu şahıs denetime ayrılacaktır. Yeni düzenlemeye göre yine zararı gidermeksizin uyarlama yargılaması sonrasında alacağı ceza ise yaklaşık 1 yıl 11 ay 15 gün olacaktır. Bu durumda hükümlü cezaevine girdiği gün denetimli serbestlikten istifade edecektir eş ifadeyle girdi çıktı yapacaktır, cezaevinde kalmayacaktır. Bu durumda sırf zararı gidermedi diye hükümlüyü/sanığı cezaevinde tutmaya devam etmek abesle iştigal etmek olacaktır. Çünkü zararı gidermese dahi uyarlama yargılaması neticesinde/kesinleşmesinde cezaevinde kalmayıp denetimde olacak birinin sırf zararı gidermedi diye cezaevinde tutmaya çalışmak Ceza Hukuku ilkeleriyle izah edilemez. Kaldı ki uyarlama yargılamasıyla önceki verilen hüküm kesinlik sıfatını kaybedeceğinden müddetnameden de çıkarılacaktır, müddetnamede var olmayan bir cezanın infaz edilmesi manasına da gelecektir. Dolayısıyla zararı gidermeyenlerin infazına devam edilmesi telafisi mümkün olmayan zararlar meydana getireceğinden ve de hiçbir şekilde izah edilemediğinden kabul edilemez. Ancak her ne kadar tenkit etsem de şahsım olarak uygulamada müvekkil uyarlama yargılama süreçlerini yürütürken de olası hak kaybının önüne geçmek ve mümkünse madde 168 –etkin pişmanlık- hükümlerinden de istifade etmek maksadıyla ivedi başvurularımızı derhal ihtarda belirtilen zararı gidermek suretiyle yürütüyor; uyarlama yargılaması açılması kararıyla infaz durmadıysa zararı giderdiğimizi belirtecek şekilde infazı durduruyoruz hem de madde 168 –etkin pişmanlık- hükmünden istifadesini sağlıyoruz . Ancak zannediyoruz ki kanaatimizle aynı düşünceye sahip Hakim ve Savcılarımızın da uygulamada benzer şekilde talep ve kararlar kurduğunu görüyoruz. Bir dosyamızda Ağır Ceza Mahkemesince verilen ek kararda:
“…7589 sayılı kanunun Geçici 1. Maddesinin 7. Maddesindeki "Mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez." şeklindeki yasal düzenleme yapılmışsa da, Hükümlünün mahkememizden almış olduğu ceza miktarı, mahkememiz hükmünü infaz ettiği süre ile müddetnamesine yansıyan mahkumiyet sayısı ve hükümlü hakkında uygulanması muhtemel indirim maddesi olan TCK 158/4 maddesi sonrası alabileceği ceza miktarı gözetildiğinde sadece zararın giderilmemesi nedeniyle infazının devamına karar verilmesi ilgili lehe yasal değişikliğin içeriği nazara alınarak ileride telafisi söz konusu olmayan zararlara sebebiyet vereceği gibi geçici maddenin sadece zarar giderilmesi için süre verilmesi durumuna özgü olarak bu sebebe bağlı şekilde infaz durdurmaya engel getirdiği ancak uyarlama yargılaması bakımından bir engel getirmediği nazara alınarak uyarlama yargılaması nedeniyle sanığın infazının derhal durdurulmasına,…”
Şeklinde kararını da oldukça yerinde buluyor, tüm Hakim ve Savcılarımızdan da telafisi mümkün olmayan bu düzenlemeden vatandaşlarımızın zararı doğmayacak şekilde uygulama yapmasını temenni ediyorum. Vakit ayırıp kanaatlerime kulak veren tüm okuyucuya saygılarımı sunuyor süreci kısaca şu şekilde şematize etmekte fayda görüyorum:
- Re’sen ya da başvuru üzerine (tavsiyemiz başvurunun infaz durdurma talepli olarak muhakkak yapılmasıdır) uyarlama yargılaması yapılması,
- Uyarlama yargılaması yapılması kararıyla infazın durdurulması ya da infazın ertelenmesi (zarar giderimi yoksa infaz durmayabilir –eleştirdiğimiz husus-)
- İnfaz durmadı ise derhal ihtar düzenlettirilip en hızlı şekilde zarar giderilerek mahkemeden infazın durdurulması ya da ertelenmesi yeniden talep edilmeli,
- Etkin pişmanlık olan madde 168’den istifade edilmek isteniyorsa ihtarın hükümlüye ulaştığı tarihten itibaren 6 aylık kesin süre içerisinde zarar giderilmeli (bu süre kesindir, kaçırılırsa etkin pişmanlıktan faydalanılamaz, NOT: HAGB’den istifade edebilmek için zarar giderilmesi şarttır),
- Uyarlama yargılaması neticesinde verilen ceza hükümlü/sanık çıkarlarına göre itiraz yoluna götürülmeli ya da kesinleştirilmeli (uyarlama yargılamaları nihayetinde verilen kararlara karşı itiraz yasa yolu açık istinaf yasa yolu açık değil)
- Yargılaması kesinleşmemiş olanlar ilk derece mahkemesinde olanlar için lehe olan yeni düzenleme doğrudan uygulanacak, istinaf ve temyiz/Yargıtay aşamasında olanlar ise Yerel Mahkeme’ye gönderilerek yeniden ceza tayini yapılacak. İstinaf/Bölge Adliye Mahkemesi ve-veya Temyiz/Yargıtay’da olan dosyalar için bu hususta talepte bulunmakta fayda olduğunu açıkça belirtelim.
Kısa bir hatırlatma, önceki paylaşımımız olan “Vergi Suçlarında Etkin Pişmanlık Olmaksızın Uyarlama Yargılaması” başlıklı yazımızda Uyarlama Yargılaması’ndan kısaca bahsetmiştik, kıymetli okuyucuların bu yazıdan istifade edebileceğini hatırlatırız.
BOYDAK HUKUK & DANIŞMANLIK
Kurucu-Yönetici Avukat
Av. Oğuz BOYDAK


Yorumlar